Eber Gölü göz göre göre yok edilirken; Afyonkarahisar, Sinanpaşa ve Çobanlar Belediyelerinin kanalizasyon atıklarını hiçbir arıtma işlemine tabi tutmadan göle bırakması açık ve ağır bir çevre suçudur. Bu kabul edilemez uygulama yalnızca doğaya değil, halk sağlığına, bölgenin geleceğine ve kamu vicdanına karşı işlenmiş büyük bir sorumsuzluktur.
Belediyelerin asli görevi çevreyi korumak, yaşam alanlarını sürdürülebilir kılmaktır. Buna rağmen Eber Gölü’nü adeta bir atık çukuruna dönüştüren bu anlayış; yönetim zafiyetinin, görev ihmâlinin ve umursamazlığın en somut göstergesidir. Göl kururken, canlı yaşamı yok olurken ve kirlilik her geçen gün artarken sessiz kalan herkes bu suça ortak olmaktadır.
Buradan açıkça soruyorum: Eber Gölü’nün can çekişmesinin, balıkların, kuşların ve binlerce yıllık ekosistemin yok oluşunun hesabını kim verecek? Bu vebalin altına imza atanlar yarın hangi yüzle halkın karşısına çıkacaktır? Sorun açıktır, çözüm de mümkündür. Akarçay’dan gelen suyun düzenli akışı sağlanmalı, göl girişine mutlaka bir arıtma tesisi kurulmalıdır. Bu adımlar atıldığı takdirde Eber Gölü’nün kirlenmesi önlenecek, gölde yaşam yeniden nefes alacaktır.
Kalitesi ve aromasıyla ün salmış vişnemiz ve kirazımız bu yıl don nedeniyle zarar görmüştür. Ancak bu donun en önemli sebeplerinden biri de Eber Gölü’ndeki su seviyesinin dramatik biçimde düşmesidir. Göle yakın bahçelerde ağaçlarda “başaklama” dediğimiz tek tük meyve oluşmuştur. Eğer Eber Gölü’nde su olsaydı, bölgemizde meyve de olacaktı. Peki bu don felaketinin asıl müsebbipleri kimdir?
Eber Gölü’nün Eğirdir Gölü kadar değeri yok mudur? Eğirdir’e ayrılan bütçenin onda biriyle bile, Eber’i besleyen derelerdeki akarsular boruya alınarak doğrudan göle ulaştırılsa Eber Gölü kurtulabilir. Bahçe sulaması gerekçesi öne sürenler için de çözüm bellidir: Sulama mevsiminde su kapalı sistemle bahçelere verilir, diğer dönemlerde akan sular Eber Gölü’nün yaşamasına destek olur.
DEVA Partisi olarak bu çevre katliamını asla kabul etmiyoruz. Eber Gölü’ne arıtılmamış atık bırakan tüm belediyeleri en sert şekilde kınıyor; derhal gerekli arıtma altyapısının kurulmasını, mevcut tesislerin etkin biçimde işletilmesini ve sorumlular hakkında hukuki sürecin başlatılmasını talep ediyoruz. Bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz.
Bu karanlık tablo karşısında umut ise; hiçbir siyasi hesap gütmeden, tamamen yaşamdan ve doğadan yana, siyaset üstü bir duruşla mücadele eden Eber Gölü Yaşasın Platformudur. Sahada, masada, hukukta ve kamuoyu önünde yıllardır kararlılıkla verdikleri mücadele bu kentin vicdanını temsil etmektedir ve her türlü takdiri hak etmektedir.
Buradan tüm Afyonkarahisarlılara çağrımızdır:
Eber Gölü’nün yaşaması için verilen bu onurlu mücadelenin yanında durun. "Eber Gölü Yaşasın" Platformu’na destek olun, sesimize ses katın. Çünkü Eber Gölü yalnızca bir göl değildir; Afyonkarahisar’ın nefesidir, geleceğidir ve çocuklarımıza bırakacağımız ortak mirastır. Bugün susarsak, yarın konuşacak bir gölümüz kalmayacak. Eber Gölü sahipsiz değildir.







